Nisan ayında küresel piyasalarda dikkate değer gelişmeler yaşandı. Orta Doğu’daki belirsizlikler, piyasaların ana gündem maddesini oluşturdu. Mart ayındaki yükseliş trendini sürdüren petrol fiyatları, nisanı %7,60’lık bir artışla 111 dolar seviyesinde tamamladı. Haftanın sonunda İran’ın ABD’ye sunduğu yeni teklif, fiyatların 108,75 dolara kadar düşmesine neden oldu. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki olası blokaj riski, fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskıyı sürdürmeye devam ediyor. Uzmanlar, sevkiyat aksaklıklarının devam etmesi halinde fiyatların daha yüksek seviyeleri görebileceği konusunda uyarıyor.
Enerji maliyetlerindeki artış, küresel enflasyon verilerine de yansıdı. ABD’de yıllık Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) %3 sınırını aşarken, bu durum Federal Rezerv’in (FED) faiz politikası üzerinde yeni beklentilere yol açtı. Son toplantısında faiz oranlarını sabit tutan FED’in, bazı üyelerinin gevşeme karşıtı tutumu, faiz indirimi beklentilerini zayıflattı. Türkiye’de ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), nisan ayı toplantısında politika faizini %37 seviyesinde sabit tutma kararı aldı. Piyasalar, 4 Mayıs Pazartesi günü açıklanacak nisan ayı resmi enflasyon verilerine ve İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) öncü verilerinde görülen %3,74’lük aylık artışa odaklanmış durumda.
Nisan ayı genelinde yatırım araçları incelendiğinde, Borsa İstanbul’un diğer enstrümanları geride bırakarak çift haneli kazanç sağlayan tek yatırım aracı olduğu görüldü. Ay boyunca kaydedilen performans tablosu, borsa yatırımcılarının kazançlarını gözler önüne serdi.
Mayıs ayı içinse yatırımcılar, hisse senedi piyasalarındaki güçlü kazançla nisan ayını kapatmanın mutluluğunu yaşarken, jeopolitik risklerin durumu ve enflasyon verilerinin belirleyici olacağı öngörülüyor. Özellikle enerji koridorlarındaki güvenliğin sağlanamaması, küresel maliyet artışlarını sürdürebilir. Türkiye içinde ise TCMB’nin haziran toplantısına kadar veriye dayalı izleme sürecini devam ettireceği tahmin ediliyor. Bu bağlamda, nisan ayında hisse senedi ve mevduat yönünde yatırım yapanların, döviz ve altına yönelenlere göre daha yüksek kazanç elde ettiği bir dönem olarak kayda geçti.